Kur’an-ı Kerim: birilerine göre gizli ilimler hazinesi; harflerini
toplar, çıkarır, çarpar bölersin gelecekten haber verir ve bu haliyle
kâhinlerin, medyumların sermayesidir.
Birilerine göre avadanlık, takım çantası, lazım oldukça içerisinde
alet edevat aranır (bir cıvataya haddini bildirmek için).
Birilerine göre ölülere ninnidir, ya da azaptan azad olsunlar diye
bir tür okus pokus (hâşâ).
Birilerine göre beleş sermaye ve geçim kaynağıdır. Güya İslami
düğünlerde, mevlitlerde yemeklerde terennüm edilir ve cep harçlığı çıkartılır.
Kimilerine göre ses ve avaz yarışmalarında övünülecek işlerde
hammaddedir, malzemedir, avaz avaz figan ile yedi vecih yetmez ise ondört vecih
feryat ile dereceye girilir ödül ve nâm elde edilir.
Birilerine göre, yangın söndürücü, ecza dolabı gibi duvar süsü,
evin bekçisi, kullanma talimatını bile okumaya gerek olmayan çünkü
kullanılmayan fakat nasılsa kazadan beladan koruyan emniyet aracı.
Birilerine göre Avrupalıların bugün için doğru zannederek ürettiği
–yarın vazgeçebileceği- bilimsel teorileri ispatlamaya yarayan ilginç bir
dokümantasyon.
Birilerine göre antikası iyi para eden define.
Peygamberin ahlakı olan Kur’an nerede, sizin evde mi?
İnsanlara hidayet rehberi olan Kur’an nerede camilerde mi?
"Allah’ın hükmüyle hükmetmeyenler,
kâfirler, fasıklar, zalimlerdir" diyen Kur’an nerede, devlet erkânının çelik kasalarında mı?
Dirilere bir öğüt olsun diye indirilen Kur’an nerede, merasim ve
tören için kabristanda ölülerin başında mı, yoksa taze hatim üfürülen
balonların için de mi?
Kıyamete kadar korunacak Kur’an nerede, okudukları ayetler
köprücük kemiklerinden aşağıya inmeyen hocaların kursağında mı, hafızların
midesinde mi?
İnsan denilen varlığın kullanma kılavuzu Kur’an nerede, el
yazması, altın işlemeli, tarihi eser müzesinde mi?
Yoksa en yüksek değerin ona iman etmek ve cenneti kazanmak
olduğunu bilmeyip de el altından çok paraya onu satmak isteyen kaçakçılarda mı?
Bedava inen vahiylerin kıymetini bilmedi insanoğlu.
Öyle ya bir metelik saymadı ki kırılana dökülene üzülsün.
Çiğnenen ahkâma üzülmek mi?
"Ahkâm nedir beybaba ayıp mıdır
çiğnersek" diyecek kadar külhanbeyi
cahiller güya Kur’an milleti!
Ekmek ufağına basmaz, büyük günahtır!
Hele bassa kazara, “tövbe tövbe tövbe Allah’ım, tövbe Ya
Rabbim” der, öper
alnına koyar.
Ya ekmeği veren el kesiverirse rızkını, boğaz korkusu böyle adam
eder de adamı, Allah korkusu, hesap korkusu, mizan korkusu aklının ucundan
şöyle bir gelir geçer iğreti.
Dünyasını zora sokacak her şeyden korkan bu Kur’an milleti “ahireti
nasıl olsa hallederim” yazmış kafaya.
Rabbim,
mesajını anlayarak ve hayatımıza uygulamak için okuma bilinci bahşetsin. Amiin.
